• LinkedIn
  • Instagram
  • Twitter

Mobil Ödemeler Neden Beklendiği Hızla Yaygınlaşmıyor?

“FinTech” (financial technology) bu aralar oldukça sık kullanılan bir terim olmaya başladı. Pek çok “trend”te görüldüğü gibi, FinTech kapsamında da derinliğe inmeden, sağlam bir iş planı ya da net bir amaç olmadan, sadece terimi sahiplenmek, yatırımcıları etkilemek için en kolay yol olarak kullanılıyor. FinTech’in cazibesi, uygulamaların ve teknolojinin oldukça yeni ve sıcak olması, doğası gereği finans sektörünün para odaklı statusu, odağı sürekli artan bir ilgiyle hep ön planda tutmakta…

Bu kadar ilgi ve çalışmanın yanında, bugüne kadar FinTech odaklı başarılı şirket ve uygulama sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bunun nedenlerini araştırdığımızda pek çok sorunun yanıtına odaklanılmadan geçiştirildiğini ve servislerin eksik tasarlandığını gözlemlemekteyiz. “Müşterin kim ve müşteriye ne sunuyorsun”, “çözümün şu anda çalışan sistemlerden ya da rakiplerinden hangi alanlarda farkları var?”, “pazara giriş ve yayılım stratejisi nedir”, “neden şimdi (pazar buna hazır mı?)” ve “neden müşteri bu çözümü kullanmalı” gibi soruların yanıtlarını verebilmek diğer yeni teknoloji trendlerinde ya da yeni teknoloji yatırımlarında olduğu gibi, FinTech uygulamaları açısından da hayati önem taşıyor.

Özellikle Apple, Samsung, Google ve diğer pek çok teknoloji devinin gözünü ödeme alanına dikmesinin ardından, bu alanda çok büyük bir “hype” yaratıldı. “X Pay” (X= Apple/Samsung/Google) olarak adlandırılabilecek dijital ödeme sistemleri ile bu firmalar, müşterilerinin fiziksel cüzdanları ya da kartları olmadan ödeme yapmalarını sağlayacak teknolojik ödeme çözümleri sunmaya başladılar. Temel olarak yapı fiziksel dünyada, cep telefonlarının temassız POS’a dokundurularak işlemlerin tamamlanmasına ya da bir uygulama üzerinden, daha önce paylaşılmış bir kart ile “tek tuşla ödeme” yapılmasına olanak sağlıyor. Ancak, tüm tanıtım gücüne ve müşteri iletişimine ragmen, bu çözümler ölçeklenebilir bir şekilde geniş kitlelere yayılmış değil.


Güvenlik endişeleri ve işyeri adaptasyonundaki sorunlar büyümeyi engellemekte

Mobil ödemeler gündeme geldiğinde, kullanım kolaylığı ve basitlik gibi avantajlar bir yana ilk akla gelen şüpheyi güvenlik oluşturmakta. Akıllı telefon uygulamaları üzerinden sağlanan güvenlik mekanizmaları ve gerçek kart datasının işlem sırasında paylaşılmaması gibi detaylar müşteri tarafında neredeyse tamamen görünmez bir durumda.

Bununla birlikte, pek çok işyeri de mobil ödeme çözümlerini destekleme ve kabul etme konusunda temkinli davranmaktalar. Amerika’da CVS ve birkaç farklı zincir NFC bazlı X Pay çözümlerini mağazalarında desteklemezken, rakip olarak CurrentC olarak adlandırılan QR bazlı ortak perakende mobil ödeme çözümünü öne çıkarmaya çalışıyor. Öte yandan, sahadaki POS ların yanında, mobil ödemeleri destekleyen temassız POS ların sayısının oldukça az olması ve müşterilerin mobil ödeme çözümlerini kullanabilecekleri işyerlerini sıklıkla bulamamaları, çözümlerin yaygınlaşmasının önünde önemli bir bariyeri oluşturuyor.


Adaptasyon sağlanacak, ancak zaman alacak…

Bu verilerden yola çıkarak, mobil ödeme çözümlerinden umudu kesmek için hala çok erken. Mobil ödeme, mobil bankacılığa kıyasla 10 kat daha hızlı büyümekte. Diğer tüm teknolojik gelişmelerde olduğu gibi, mobil ödemenin de geniş kitlelere yayılımı zaman alacak.

Ayrıca, farklı mobil cüzdan uygulamaları ile müşterilere lokasyon bazlı, kişiye özel fırsat ve promosyonların önerilmesi, mobil ödemeleri destekleyici süreçlerden biri olarak kullanımı artıracaktır. Öte yandan, bugüne kadar en başarılı mobil ödeme uygulamalarından biri olarak öne çıkan Starbucks uygulamasının kullanımı Amerika’da %40’lara ulaşmış durumda. Starbucks uygulamasının, kapalı bir sistem olması ve kart datalarının saklanmasında bir takım güvenlik açıkları olduğu bilinse de, kullanıcı gözünde, basit ve kullanımı kolay olduğu için oldukça yaygın bir hale gelmiş durumda. Bu nedenle Starbucks, literature “convenience over security” (rahatlık güvenlikten önce geliyor) kavramını da getirmiş oldu. Yeni nesil ödeme sistemlerinde, adaptasyonu engelleyen en temel ön yargı olan güvenlik boyutunu aşmak için kullanıcı dostu, basit ve kullanışlı servisleri hayata geçirmek daha da önem kazanıyor.