Ödeme sistemlerinde öne çıkan trendler


Kovid-19, toplumun her kesiminin çalışma, eğitim, sosyalleşme süreçlerini uçtan uca değiştirdiği gibi, ödeme ve alışveriş alışkınlıklarına yönelik olarak da yeni normalleri gündeme getirdi. Ödeme sistemlerinde öne çıkan trendlerden söz ederken, temel olarak iki önemli eğilimin etkisini analiz etmemiz gerekiyor: Değişen tüketici davranışları ve finansal servislerin artan dijital dönüşümü. Bu hafta ödeme alanında öne çıkan son trendleri analiz ettim.


Müşteriler sorunsuz deneyim istiyor

Son kullanıcıların yeni ödeme yöntemlerini benimsemesine yönelik ana noktayı doğru müşteri deneyiminin kurgulanması oluşturuyor. Müşteri deneyimi doğru kurgulandığında, alışkanlıkları değiştirmek de kolaylaşıyor. Günümüz müşterileri, kanal bağımsız olarak, aynı deneyim ile, ihtiyaçları anında, istedikleri cihaz üzerinden ödemelerini gerçekleştirmek istiyorlar. Ödeme süreçlerinde, sorunsuz deneyimden bahsederken, tüm bariyerlerin ortadan kalktığı ve işlemlerin en hızlı şekilde tamamlandığı satın alma süreçlerini düşünmemiz gerekiyor. Tek tuşla ödeme, temassız ödeme, görünmez ödeme (örneğin, Uber’deki ödeme deneyimi) veya otomatik ödeme bu uygulamalardan öne çıkanları… Bir diğer yandan, ödeme süreçlerini tasarlarken müşterilerin, aslında daha iyi bir alışveriş deneyimi beklentisinde olduğunu unutmamak gerekiyor. Bu doğrultuda, sadece ödemeye odaklanmak tek başına başarıyı getirmiyor. Tüm alışveriş deneyimi içerisinde, ödemenin küçük ama çok önemli bir tamamlayıcı olduğu bilinci ile uygulamaları ve süreçleri uçtan uca oluşturmak önemli hale geliyor.

Temassız ödemeler artık hayatın bir parçası… Kovid-19’un ödeme alanındaki en büyük etkilerinden biri de temassız ödeme çözümlerinin yaygınlaşması oldu. 2020’de temassız işlemler Dünya’daki tüm yüz yüze işlemlerin %43'üne yükseldi. Visa’nın gerçekleştirdiği güncel bir araştırmaya göre de müşterilerin %74’ünün aşıdan sonra bile temassız ödemeleri kullanmaya devam etmesi bekleniyor. Şifre gerektirmeyen temassız işlem limitinin artırılması da bu uygulamanın artmasındaki temel nedenlerden biri. Temassız ödemeden bahsederken, sadece temassız özellikli plastik kartlar ile yapılan ödemeleri düşünmemek gerekiyor. Akıllı cihazlar üzerinden gerçekleşen mobil temassız ödemeler, mobil QR ile ödeme ya da Amazon Go tarzı tamamen kasasız ödeme çözümleri de artık bu kategoriye girmeye başladı. Salgının öne çıkardığı hijyen endişesi, fiziksel ortamlarda gerçekleşen ödemelerde temassız opsiyonunu öne çıkarsa da aslında, temassız ödemeler hız ve pratiklik adına da perakendede öne çıkıyor. Kasadaki işlem sürelerini kısaltıp, kuyrukların azalmasında da temassız ödemeler büyük fayda sağlıyor. Pratikliğin yanında temassız ödemeler sanılanın aksine güvenlik açısından da oldukça ideal bir çözüm. Bu yöntemdeki riskler oldukça azaltılmış ve kontrol altına alınmış durumda. Ancak, şunu da kendimize sormamız gerekiyor, temassız ödemeler bu kadar basit, kullanışlı ve güvenliyken, kartların ve POS’ların çoğu bu uygulamayı destekliyorken ve Türkiye bu teknolojiyi ilk benimseyen ülkelerden biri olmuşken, bu uygulamanın yayılımı neden bu kadar uzun sürdü? Bazı teknolojilerin ve uygulamaların yayılımı beklenenden uzun sürse de teknolojide belirli eşik noktalarına geldikten sonra geriye dönüş olmuyor. Artık hem müşteriler hem de üye işyerleri temassız ödemeyi talep ediyorlar.

Giyilebilir teknolojilere de temassız ödeme entegrasyonu geliyor

Giyilebilir teknolojilerin gelişimi ile bu cihazlar ile de temassız ödeme yapılması sağlanıyor. Bugün akıllı saatler ve pek çok sağlık bilekliği temassız ödeme opsiyonunu da destekleyecek şekilde piyasaya sunulmaya başladı.

Öte yandan, ödeme süreçlerine pek çok yeni teknolojinin entegre edildiği, özellikle de IoT’nin (Nesnelerin Interneti) ödeme adına kanalları çeşitlendirdiği bir dönemdeyiz. “Bağlantılı her cihaz üzerinden ödeme yapılabilir hale gelecek” vizyonunun gerçekleşmeye başladığı günümüzde somut olarak görülüyor. Son dönemlerde, akıllı buzdolapları ve arabalar da ödemeyi destekleyecek şekilde üretilmeye başlandı. Samsung, LG gibi önde gelen firmalar buzdolaplarının üzerine entegre ettikleri bir ekrandan siparişlerin kolayca verilip ödemenin de yapılmasını sağlarken; pek çok otomobil üreticisi de araç içi ekranlardan yemek siparişlerinin verilebileceği ya da benzin istasyonlarında arabadan inmeden kolayca akaryakıt ödemelerinin yapılabileceği uygulamaları desteklemeye başladı.


Akıllı telefonlar POS haline dönüşüyor

Akıllı telefonların hayatın her alanına girmesi ile birlikte, yeni bir kullanım alanını da NFC (near-field communication- yakın saha iletişimi) uyumlu telefonların, bir mobil uygulama ile temassız POS haline dönüşmesi oluşturuyor. Bu yöntem, POS maliyetine ve karmaşık banka süreçlerine girmeden, KOBİ’lerin temassız ödemeleri almalarına imkan sağlıyor. İlerleyen dönemde temassız ödemelerin yayılımı ve artışında akıllı telefonların POS olarak kullanılması da önemli bir rol oynayacak.


Nakitsiz Topluma doğru


Pek çok ülkede kağıt parayı ortadan kaldırmak ve ekonomiyi kayıt altına almak adına, “nakitsiz toplum” (cashless society) stratejisi önemli bir yer tutuyor. İsveç ve Çin gibi ülkelerin başını çektiği bu vizyona pek çok gelişmiş ülke de ortak olmuş durumda. Ülkemizin de bu alanda bir hedefi bulunuyor. Öte yandan, son dönemlerde İtalya’da nakitsiz ödemelere yönelik bir teşvik programı da tasarlandı. Program kapsamında yıl sonuna kadar 10 adet mağaza içi kartlı veya mobil ödeme yapanlara 150 Euro’yla sınırlı olmak kaydıyla ödemelerinin %10’u iade edilecek.


Ödemelerin dijitalleşmesi ile öne çıkan yeni kanallar


PayPal’ın eski CEO’su David Marcus, Para (Money) 3.0 döneminde olduğumuzu söylemişti. Marcus’a göre, nakit Para 1.0’ı temsil ediyordu; kredi kartlarının yaygınlaşması ile Para 2.0’a geçtik. Mobil ödeme dönemi de Para 3.0’a evirilmemizi sağladı. Yakın gelecekte ödemelerin tümünün dijitale kayacağı artık oldukça net.

Ödemelerde dijitale geçiş, satın alma sürecinin de baştan tasarlanmasına neden oluyor. Almak istenilen bir ürünün araştırılması, ürüne yönelik detaylı bilgi alınması, farklı kullanıcı görüşleri, eleştiriler ya da tavsiyelerin incelenmesi, satın alma sonrası deneyimin paylaşımı süreçlerinin tümünde artık dijital kanallardan yararlanıyoruz.

Bazı sektörlerde artık yüz yüze alışveriş neredeyse hiç yapılmıyor (uçak, konser, maç bileti alımında, tatil rezervasyonlarında ve yemek siparişlerinde fiziksel kanalların kullanımı gitgide azalıyor). Sosyal ağlara da “buy botton” (ödeme butonu) eklenmesiyle, pek çok ürünün satın alınması oldukça basitleşecek. İlerleyen dönemde “chatbot”lar, dijital asistanlar, video konferans platformları ve sosyal mesajlaşma platformları üzerinden ödemelerin ya da para transferlerinin artacağını söyleyebiliriz.



Pin yerine biyometrik kullanımı


Şifre ya da PIN gibi geleneksel yöntemlere kıyasla, biyometrik yöntemlerin çok daha güvenli olması nedeniyle, yüz tanıma, avuç içi, parmak izi gibi farklı biyometrik yöntemlerin kullanımı ödeme süreçlerinde de artıyor olacak. Son araştırmalar da tüketicilerin ödemelerinde biyometrik tabanlı çözümleri, PIN’e kıyasla %56 oranında daha fazla tercih ettiğini gösteriyor. Biyometrik uygulamaların fiziksel kartlara entegre olarak, kartlı işlemlerde pin yerine parmak izi kullanılarak işlemin tamamlandığı çözümler de sunulmaya başlanmış durumda…


Blokzinciri ve kripto paraların kullanımı artıyor


Blokzinciri her geçen gün ödeme sistemlerindeki popülaritesini artırıyor ve ödeme ekosistemini de derinden etkiliyor. Bitcoin, Etherium, Ripple gibi önde gelen kripto paraların değerini artırması sonucu, daha çok alternatif bir ödeme yöntemi olarak düşünülse de blokzinciri, dijital ödeme sistemlerinde güvenliği sağlama, sahtekarlık, kopyalama gibi süreçleri yok etme amacıyla da kullanılıyor. Blokzinciri, bilgilerin minimum riskle uçtan uca güvenliğini sağlayarak, şeffaf, güvenli, hızlı (neredeyse gerçek zamanlı), yüksek verimli ve izlenebilir ödeme ağları oluşturuyor. Dahası, aracılara olan ihtiyacı ortadan kaldırdığından, kesintisiz, kısıtlamasız bir şekilde, para transferlerini çok daha ucuza gerçekleştirmenin de önünü açıyor. Bu nedenle, bankaların da blokzincirini geleneksel ödeme süreçlerine mutlaka entegre etmeleri gerekiyor. Aksi takdirde, doğru kurgulanan yeni fintek çözümleri, çok büyük bankaları bile yıkabilecek güce sahip olacak. Business Insider Intelligence raporuna göre de banka üst düzey yöneticilerinin %48’i 2021 ve sonrası için Blokzincirini, bankacılıktaki en büyük etkiye neden olan teknoloji olarak görüyor.


Bununla birlikte, nakitsiz ödeme vizyonunu gerçekleştirmek adına Dünya çapında pek çok hükümet, kendi dijital para birimlerini piyasaya sürmek için yarışa girmiş durumda. Facebook’un da kendi kripto para birimi olan Libra’yı (yeni adı ile Diem) piyasaya sürme çabaları; önümüzdeki dönemde teknoloji şirketlerinin de bu alana yatırım yapacağının çarpıcı bir işareti.


Pandeminin, nakit paradan dijital ödemelere geçişi global olarak tetiklediği ve ödeme sektörünü uçtan uca dönüştürdüğü bir dönem yaşıyoruz. İşletmelerin ve tüketicilerin tercihlerinin değişmekte olduğu bu süreçte bildiğimiz geleneksel ödeme yöntemlerinin ve altyapılarının da ciddi bir değişim içerisinde olduğunun farkında olarak, bu süreçleri doğru analiz etmekte yarar var.



Ergi ŞENER